5 Ekim 2013 Cumartesi

Hiç çocuk olmadım ki ben



      Çocukluğumu yaşayamadım. Ne zaman geldi ki geçti benim çocukluğum hemen? Baksana şuna, bir bakmışsın, gözünü açmışsın, zaten büyümüşsün. Yahu gözün baştan açık olsaydı diyorum ya kendime. Çocukluğunu öldürmeseydin. Geçti hayatının en kısası, fakat en altın olanı.



      Erkeklere eteğimi açamadım ki ben. Çöp kutusu başında kalemtıraş açarken kızlarla dedikodu yapamadım ki hiç. Acaba o sıralar dedikodu neydi biliyor muydum ki? Hem sorsana bir bana, eteğin var mıydı diye(bir keresinde anneminkini giymiştim ihihih)? Eteğimi çeken, saçımı çekiştiren erkekler olmadı hiç, "kız gibi" idim hepsi için ama bir "kız" değildim. Kısacık saçlarımın her şekilde bir daha kesilmesi, benim içime attığım ya da farkedemediğim üzüntülerim. Bebekken de ağlarmışım zaten berbere giderken, ortalığı yaygaraya verirmişim. E insan bunca şeyden biraz şüphelenmez mi e adem, e havva! Ya da sadece penisime taptığınız için mi beni sever gibi yaptınız? ErkekMİŞ gibi olmam sizi tatmin etti? Olgunlardan hoşlanan bir ensest olsaydım belki bu duygularınızı da bir güzel tatmin ederdim de ben ;) Sırf sevinin diye. Ahahahah.

      Bir bebeğim vardı benim, en barbie'sinden. Sonrasında bir şekilde kaybolduğunu hatırlıyorum. Sanırım ki annem cinsiyetçilik konusunda elalem tarafından uyarılmış, atılmıştı o bebek. Arabalarla, körüklü otobüslerle de ilgilendim ben. Oyuncak olarak eğlenceliydi gayet. Bir kız olarak o oyuncakla da oynadım, fakat bebeğimin tadını alamadım. Onunla oynadığım anları bile unutmuşum, çocukluğumu hayal meyal silmişim. Zaten genelde kızlarla oynardım. Erkekler yakartop veya ip atlama oynamazlardı. Benim için "ay ne şekeer çok şekeer" tadında oyunlardı onlar. Gerizekalı erkekler ise nedense birbirinin dizini morartmaya, gol atmaya ve sürekli bir kavga, bir hırgür içerisinde olmaya meraklanmışlardı. Ailede gizliden gizliye fiştekliyordu tabi onları. Eeee erkek demek kudret demek ya, kız değil de erkek bebekse eğer tanrı'nın bir lütfu olmuş oluyor. Buna inanan sefil Türk ailesinin de sadece yüzüne kusmak istiyorum. Hatırladıkça, gördükçe midem bulanıyordu aile kavramının üyesi rezil insan müsvettelerini.

      Hiç canınız kızınız, ablanız ya da başka bir şeyiniz olmadım ben. Varsa yoksa erkek, adam, varis, miras paycısı(lan neyin mirası bu beee 2 avuç toprak, cidden o kadar küçük lan, dönüm dönüm arsalarım olsa yine katlanırdım ahahaha). Kimsenin misyonunu yüklenmek zorunda değilim ben. Özellikle de eril misyonlarınızı. Dişilliğime uymayan, bana uymadığını düşündüğüm hiçbirşeyinizi kabul etmiyorum ikiyüzlü çıkarcı simsarlar sizi. Çocukluğumdan çaldınız siz. Hem de arkadaşlarımla, elalemle birlikte. Sürekli bir kalıp içerisinde. Kalıbın içerisine o kadar sığamıyordum ki kalıp şişmeye başladı, obez olurcasına. Beşiktaş'taki, Kadıköy'deki anketörlerin sevgisine ilgisine muhtaç ettiniz beni. Öyle bir enerji almışım ki onlardan. Belki de çocukluklarını yaşamışlardır ha(ooff ama çok taş gibi çocuktu len, güzel de gülüyordu, ayh kendime ayartsam mı acaba ayyhahahahah, belirtmeden geçemiyciğim)

      Babamda sürekli bir penisime değme, dokunma, tapma ve yalakalık yapma peşinde, çocuk penislerinden hoşlanan bir pedofili miydi? Yoksa penisimin olduğuna inanamayacak kadar çok mu mutlu olmuştu bilmem ama sürekli mutlu olurdu. Bence bütün cevaplar ve aklıma gelen nice ihtimallerin hepsi doğru. Pislik. En azından cazgırlık yapsam bile her ay biraz para gönderiyor. O da kendiliğinden geleceğe yatırım yaptığını düşündüğünden. Sonuçta okulum bölümüm gelecek vaad ediyor(muş). Babamın niyetini anlamak kolay, hiç kahrımı çekmeden açıkça da belli ediyor kendini. Gizle(n)meye çalışsa bile bir kadını asla kandıramayacağını bilmiyor.

      Annemse daha sinsi, aslında dişime göre tek rakip o olabilir bu konuda, tabi kendime korumalık edinecek kadar öğretilerinden faydalanıyorum onun da. Çocuk olmadım hiçbir zaman. Güçlenmeye erken başladım. Birbirimizin işine çok yarıyorduk çünkü. Onun da benden öğrendiği birçok şey vardı. Bunu zaman zaman itiraf ederdi de yüzüme. Onun aptallıklarını ben, benim çömezliğimi de o örterdi. Ama yine de dediğim gibi, sevmiyorum onu. Küçükken de belirtmiştim birkaç kere, gayet olgun bir insan sadeliğinde, ben seni sevmiyorum ki diye. Bir kitapçıda oturuyorduk. Onda da aynı sadelik olacak ki, tamam olabilir diyordu. Ama gülerek. Artık neyi ima edeceğini benden başka kim anlardı, onu gerçekten kim çözerdi bilmiyorum. Tabi yine de hayat tecrübeleri ve onun dikbaşlılığına hep imrenirim, ona hayranım, takdir ediyorum o konuda. İmrenme konusunda da ciddiyim. Sonuçta yalnız sayılırım. Olmasam bile yalnız kalabilme ihtimallerine karşı önlemlerimi ve neler yapabileceğimi öğrenmeliydim. Sudan çıkmış balığa dönmek bana göre hiç değil. (Hatta boşanmalarında katalizör olduğum da söylenir ki zaten sorunlulardı, sırf benim için devam ettirmiş numarası yapmasınlar diye ben de dedim inceldiği yerden kopsun diye. Sonra üzerime falan kalırdı aaa alamam şekerim ben öyle şeylerin vebalini felan ahahah) Boşanma demişken parantez içinde, hayatları boyunca en iyi yaptıkları şey ve benim de hayattaki ilk başarılarımdan biridir. Annemle birlikte resmi boşanma gününü bir kebapçıda kutlamıştık bakın hatırlarım :) Babamın annemle benim evime yaptırdığı büyüler, kafasına tabanca dayayıp inhitar tehditleri, beni sürekli takip etmesi falan.(Bir de annemi gizli numaradan arardı, telefon sapıklığına kadar düşmüştü lan adam :D Sırf o yüzden babam telefonumu karıştırır diye annemin cep telefon numarası telefonumda kayıtlı değildir) Oha leayn, baya da gerilim korku entrika üçlüsü bir roman çıkarmış hayatımdan :D Eğer ilerde büyük miktarda paraya ihtiyacım olursa bir düşüneyim bunu. (Etkilendim mi hayır, hayatımın içine biraz aksiyon ve heyecan girmiş oluyordu böylece, ya şimdi hayatımın binde biri bile bu kadar ekşın değil, çok sıkılıyorum, kaşınıyorum ben)

      Çocuk olmadım ki ben, hakkım mı yoktu, yoksa elaleme karşı sinsi ama salak annemin ve gereksiz babamın varlığı yüzünden mi büyümek gerekti bana hemen. Çocukluğumu da yaşamışmışım güya. Defolun gidin allahaşkına ya. Ya küçük kız çocuğu halim ne olacak? Hiç yaşatmadığınız genç kızlığım, kadınlığım? Erkek kılları ve kostümü içerisinde darlanırken ne yaşayacağım ben ya? Güya bu postu bile gırgıra vuracaktım ama satırlar durmuyor demek ki, içimdekiler fışkırıyor dışarı! Enerjiniz hayrolsun güzellerim, burada da bir depresifizm akımına kapılmış bir yazar görüyorsunuz. Bakın siz siz olun aman ha şakası olmaz bu işlerin, sonra benimki gibi bir hale düşebilirsiniz siz de! DAMARIMI KESCEKTİM ZOR TUTTULAR LAAAYYNN!! Cidden hastalık bağımlılık gibi birşey, tedaviye falan başlarım olmadı ahahaha.

      Bırakın bizi, hepimiz yaşayalım şu çocukluğumuzu! Hatırlıyorum da masum göründüğüm hiçbir anda bile masum olamadım ki ben. Hep birşeylerin hesabını yaptım, yapmak zorundaydım. Şimdilerde biraz formdan düşmüş gibi hissediyorum, ama o kadar içime işlemiş ki, nedense çocukken düşünebileceğim şu hesapları hala yapabiliyor olduğumda şaşırıyorum kendime. Fakat ben iyi bir kızım, beni keşfetmek, hayatının içinde görmek isteyenlere karşı muhteşem saflığımla, kimseye göstermediklerimle birlikte teslim olmaya ve esir almaya hazırım gibi. Artık hesapsız yaşamak istiyorum sanırım. Millet büyüdükçe ben gençleşiyorum, hatta biraz fazla gençleşiyorum, sizin gittiğiniz yoldan ben dönüyodum oluum :D Fakat çok ağırlık yapıyo valla, gelmeyin, bildiğiniz gibi değil, geri dönün yol yakınken :) (Evet şaka gibi, küçükken pek bir şeytandım kendimce, sanırım kendimi korumak adına, birçok şeyin intikamını aldım hep. En azından sahte de olsa rahatlamalar sağladı. Ezik olmaktansa ağırlaşmış ama güçlü bir karakter olmak istedim işte. Çocuk olamadım ama, şimdiki çocuklarla çocuklaşıyorum işte, hepsi de toplaşıyor etrafıma hahahah, meleklerim)

      Not: Bu yazı bilimum sevgili heteroseksüel çiftler ve kanka erkekler manzaralı bir cafede 5+1 ezan sesiyle falan yazılmıştır. Yazar burada her an imana gelebilir.


Bakın bu teyze de ÇOCUKLUĞUNU YAŞAYAMAMIŞ bir yardım ediverin hele.

Sosyal Medyada Paylaşın:    Facebook Twitter Google+ Stumble Digg
 photo geri_zpsvjjlxydp.png  photo ileri_zpsmnpu8fzu.png

9 yorum:

  1. Ya biliyomusun okurken hem gülümsedim hem duygulandım hemde öfkelendim. Kısacası tek bi yazı tüm duyguları yaşattı bana. Mükemmel bi yazıydı teşekkürler Miss Tiffany... bu arada İstanbula geldiğimde buluşma sözü vermiştin bana. Ve buluştuğumuzda sana ufak bi süprizim olacak bu yazıdan sonra aklıma geldi ^.^

    YanıtlaSil
  2. ayy çok teşekkür ederim Balım. Tamaam evet verdim :) aaaaa bn merak ederim şimdi sürpriz tam olarak ne diye :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adı üstünde süpriiz ^.^

      Sil
    2. oy oy yerim seni been :D yüzünün hafif utançtan kızardığını bile görsem bana yeter :P hani böyle iyi bir şekilde övünce oluyomuş ya :)

      Sil
  3. Yaa bak şimdi çocukluk deme bana en ağır yaralı olduğum yerden vurdun beni :( seni çok iyi anlıyorum bende cocuklugunu tam yaşamış sayılmam ama senin çocukluğun daha ağır yaralı çıktı belki de sırf bu yüzden erken buyuduk Çocukluktan bir şey anlamadik! Beni buruk şekilde hem gülümsettin hemde duygulandın tatlım :)

    YanıtlaSil
  4. :( kıyamam. Ve kesinlikle, erken büyüyüp kirlenmek zorunda kalanlarız biz. Onu bunu bırak da öldüremedi beni hiç bir acı, kimse beceremedi bunu. Hepsini sindirebilecek güçteyim şimdi allaha şükürler olsun ki :D Gülümsemene sevindim :)

    YanıtlaSil
  5. Güçlü olman çok hoş ez valla hepsini :))) kkk ay ne kadar kötüyüm ya :D ben akrabaları böcek gibi ezmeyi planliyorum çok fenayımm sen bana uyma bebegim :D

    YanıtlaSil
  6. Aklın yolu bir Şekerim. Benim de aklımdan üç aşağı beş yukarı aynı şöylör göçüyor :**

    YanıtlaSil